Yazı Detayı
27 Aralık 2020 - Pazar 19:49
 
BİR YALNIZLIK ŞARKISI
Cengiz Doğan
 
 

‘Bana bir şey olmaz’ genetiğimizde olan bir anlayış türü. Her gün TV’lerde izler, gazetelerde okuruz ancak aynı olayın asla bizim başımıza gelmeyeceğini düşünürüz. Bu nedenledir direksiyona oturduğumuzda hız yapma sevdamız, bu nedenledir alkollü olarak bir şeyi ispat etmek istercesine direksiyon başına geçmemiz, bu nedenledir tüm genelge, uyarı ve yasaklamalara rağmen Covid-19 virüsüne karşı tabiri caizse erkeklik taslamamız. Kalabalık ortamlarda maske kolumuzda ya da çenemizin altında gezmenin başka bir izah tarzı olabilir mi? Covid-19 virüsü olduğunu bile bile düğüne gitme, izolasyondan kaçmanın başka açıklaması yok. 

Oysa ‘bize de bir şey oluyor’ Hem de hiç ummadığınız anda.  Bu tedbirsiz kişiler yüzünden vaka sayısı her gün artıyor. Dahası kendisini korumaya çalışanlar da bir şekilde bu insanlar yüzünden virüse yakalanıyor.

Etrafımdakiler bilir, virüs konusunda maske/mesafe/hijyen kuralına riayet edenlerden biriydim. Ancak bu bela önce bana sonra eşime bulaştı. Test sonuçları çocuklar da negatif çıksa da ailecek sonucu belirsiz bir tedavi süreci başladı. TV’lerde her gün açıklanan virüs tablosu, ağır hasta sayısı, hayatını kaybedenler… Kafanızda ‘ben de bunlardan biri olacak mıyım’ sorusu.

İlk gün çok bir şey anlamıyorsunuz can yakan testi saymazsak. Sağlık ekiplerinin eve ilaç getirmesini bekliyorsunuz. Belirtiler devam ediyor ancak durumunuz ağır değil. Süreç ilerledikçe ilaçların yan etkisinden mi, virüsün sizi yenmek için inat etmesinden midir bilmiyorum bir yorgunluk oluyor üzerinizde. Nefes darlığı, bitmeyen öksürükleri saymıyorum bile.

Aile üyeleri tarafından ne kadar sevilirseniz sevilin, çevreniz tarafından ne kadar değer verilirseniz verilin yalnızsınız yapayalnızsınız. Size moral verecek, elinizi tutacak kimse yok. Çünkü bu hastalık diğer hastalıklara benzemiyor. Öncelikle siz yanınızda kimseyi istemiyorsunuz, sevdiklerinize bulaştırmamak adına kendinizi evin bir odasında izole ediyorsunuz. Nazi kamplarındaki gibi bir sürecin içindesiniz. Aradaki tek fark bulunduğunuz oda gaz odası değil. Ama sonucunda iyileşip iyileşmeyeceğinizi bilmiyorsunuz. Zira virüs her yaştan insanı alıp götürebiliyor yaşamdan.

“Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar

Yeryüzünde sizin kadar yalnızım

Bir haykırsam belki duyulur sesim

Ben yalnızım, ben yalnızım, yalnızım”

Telefon çaldığında açıp konuşmak adeta bir işkence. Nefes darlığı ve öksürük arasında konuşmaya çalışmaktansa telefonu kapalı tutmayı yeğliyorsunuz.  Zaman bir türlü geçmiyor, artık ilk haftanın geride kalmasını ve iyileşme sürecinin başlamasını istiyorsunuz. Bir an önce bitmesini istediğiniz o ilk 7-8 gün.

Kolunuzu kaldıracak dermanınız yok. Ve siz hastalıkla mücadele ederken kapının öbür tarafında sizin için çırpınan çocuklarınızın çabası, bir yardan uzaktan eğitimlerine devam ederken bir yandan da sürekli kulaklarının sizde olması. Öksürseniz ‘iyi misin baba’ sözü onların psikolojisi… bu süreç hasta olan kadar hasta olmayanı da yıpratıyor.

Çocuklarınız tarafından size verilen yemek gözünüzde büyüyor. Bir iki lokma ha gayret hayır üçüncü lokma geçmiyor boğazınızdan. İştahınız yok, yediğiniz yemeğin tadı tuzu yok. En sevdiğiniz yemekler pişiriliyor ama sizin için durum aynı.

İkinci gün, üçüncü gün, dördüncü, beşinci gün… Gözünüz duvardaki saatte. Televizyon izlemek bile işkence halini alıyor çünkü öksürük arasında ne izlediğinizi anlamıyorsunuz bile.

Bu süreçte bağışıklık sisteminizi güçlendirmek için internetten araştırma yapıyor daha önce hiç tatmadığınız bitki karışımlarını ‘umut’ olarak tüketmeye başlıyorsunuz.  Bilimsel olarak virüse karşı yararı olup olmadığını bilmiyorsunuz ama bağışıklık sistemini güçlendireceği için kendinizi mecbur hissediyorsunuz.

Sağlık ekipleri tarafından verilen ilaçlar ve kullanım şekillerini kesinlikle atlamıyorsunuz.

Yalnızsınız odanızda ve görmediğiniz bir düşmana karşı kılıç çekip savaşıyorsunuz en azandın savaşmaya çalışıyorsunuz.

‘Niye ben’ sorusunu soruyorsunuz sürekli kendinize. ‘Tedbirleri alan, insanlardan uzak duran ben niye yakalandım bu virüse’ Tek teselliniz çocukların testlerinin negatif çıkması oluyor. 

Düşünmek istemeseniz de ölüm geliyor aklınıza. Yakıştıramıyorsunuz kendinize. ‘Yenmeliyim’  bu duyguyu aşılamaya başlıyorsunuz çünkü bu süreçte moral motivasyonu size sizden başka kimse veremiyor.

Bilime küfrediyorsunuz; “Uzaya giden, Mars’a araç yollayan, küçücük bir çipin içine milyonlarca veriyi sığdıran bilim bir küçücük virüse nasıl çare bulamaz” diye.

Virüsün zirve yaptığı dönemde internette yayınlanan ağır hastaların görüntüsü geliyor gözlerinizin önüne. İster istemez korkuyorsunuz. O aşamaya gelmeden atlatmak en büyük temenniniz. 

Sonra iştahınız yavaş yavaş yerine gelmeye başlıyor, o zaman anlıyorsunuz ki virüse karşı 1-0 öne geçtiniz. Ancak maç bitmiş değil. Virüs sürekli tekrarlanan öksürüklerle ve yüzlerce merdiven çıkmış gibi nefes almakta güçlük yaşamanızla sürekli hissettiriyor kendini. Tıpkı rakip kale önünde baskı kuran takım gibi.

“Kaderim bu, böyle yazılmış yazım

Hiç kimsenin aşkında yoktur gözüm

Bir yalnızlık şarkısı söyler sazım

Ben yalnızım, ben yalnızım, yalnızım”

İyileşme belirtileri başlasa bile yalnızlığınız devam ediyor odada. İzolasyondasınız bir an önce bitmesi en büyük temenniniz. Ancak bu hastalık ilcalar bitince iyileşeceksin türden bir hastalık değil. Tedavi görüp ikinci testi pozitif çıkan vakalar olduğunu biliyorsunuz ve bu virüsle, virüsün yol açtığı yalnızlıkla ikinci kez mücadele edecek olma düşüncesi insanı çıldırtıyor.

Test günü geldiğinde ‘iyiyim’ diyorsunuz kendinize ama ikinci testin sonucunun nasıl çıkacağı korkusu hala içinizde.

Üstelik tüm bu yaşadıklarınızı eşiniz için de hissederek yaşıyorsunuz. ‘Ben iyileşir de ya o iyileşmezse’  Bu korku kendiniz için yaşadığınız korkudan daha fazla yıpratıyor insanı.

Şarkılarda, türkülerde yer alan yalnızlıklardan biri tüm bu yaşadıklarınız ve bir rüya olmasını o kadar çok istiyorsunuz ki ama değil. İkinci testin sonucunun negatif çıktığını öğrendiğinizde ‘tama rüya değildi ama yendim’ diye büyük bir sevinç yaşıyorsunuz.

Yenmiş olmanız tekrarlamayacağı anlamına gelmiyor tabi. Üstelik virüsün, hediye ettiği öksürük sürekli hatırlatıyor size bunu. 

Evet sevgili dostlar; sağlık bakanlığı tarafından açıklanan verilerde hangi kategori içerisinde yer aldığımı bilmiyorum ancak bu virüsle iki hafta süren mücadelemi ve yaşadıklarımı çok iyi biliyorum. Bu süreç kolay bir süreç değil. Bu nedenle lütfen uyarıları dikkate alın. Belki yine evde kalacaksınız ama virüsle tek başınıza bir odada mücadele etmek zorunda kalmayacaksınız. Ailecek akşam sofralarında oturup, birlikte sohbet edebileceksiniz üstelik öksürük de kesmeyecek bu sohbeti.

 
Etiketler: BİR, YALNIZLIK, ŞARKISI,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
07 Ocak 2023
AÇILIŞA GEL
21 Aralık 2022
VİCDAN/ VİCDANSIZLIK
03 Aralık 2022
SAHİP ÇIKMAK
25 Ekim 2022
‘SİZİN BAŞKANINIZ ÇOK GEZİYOR’
05 Ekim 2022
DAL-ÇIK ÇİLE ÇEK
30 Haziran 2022
TÜRK FUTBOLU KENDİ ÇOCUĞUNA SAHİP ÇIK
12 Mayıs 2022
10 YIL ÖNCE 10 YIL SONRA
25 Nisan 2022
REHAVET Mİ, BECERİKSİZLİK Mİ?
17 Mart 2022
BU TİYATRO OYUNU DEĞİL
07 Mart 2022
FISILTI, YAĞMA, RANT
02 Mart 2022
MAKYAJLI ÖNERİ
13 Şubat 2022
KAN UYUMU
31 Aralık 2021
ARTIK SEFA SÜRELİM
16 Kasım 2021
DERS ÇIKARIR MI BİLİNMEZ
28 Ekim 2021
KUTLAMALARDA DİKKAT ÇEKEN İKİ ÇİZGİ
04 Ekim 2021
MUHTAR SERKAN ASLAN
22 Eylül 2021
OLMADIĞIN KAYMAKAMI OLMUŞ
06 Ağustos 2021
YANIYORUZ
08 Temmuz 2021
UCUZ KAHRAMANLIK YAPMAYIN
20 Haziran 2021
ŞAMPİYONAYA MI, TATİLE Mİ GİTTİNİZ?
22 Mayıs 2021
SANA AŞI VAR BANA AŞI YOK!
13 Nisan 2021
A SOSYAL MEDYA
05 Nisan 2021
YANGINDA İLK KURTARILACAK
18 Mart 2021
ATATÜRK’SÜZ ÇANAKKALE NE GÜZEL DEĞİL Mİ!..
27 Şubat 2021
HAK ARARKEN CEZALANDIRMAYIN
08 Ocak 2021
ÜVEY EVLAT YEREL BASIN
30 Aralık 2020
VAHŞETTEN RANT BEKLENTİSİ!
12 Aralık 2020
NEDEN CESARETSİZLER?
01 Aralık 2020
İKİ TACİZ İKİ KÖR BAKIŞ
23 Kasım 2020
ADAM ÖLDÜRMEYE TEŞEBBÜS
08 Kasım 2020
VATANDAŞIN SESİ OLMAK
03 Kasım 2020
SEN NE YAPTIN?
09 Ekim 2020
DEVLETİN MEMURU OLMAK
18 Eylül 2020
19 EYLÜL’DE DEĞİL HER GÜN HATIRLAYIN
11 Eylül 2020
PERŞEMBENİN GELİŞİ
15 Ağustos 2020
AVM AÇIK OKUL KAPALI
11 Ağustos 2020
CESARET Mİ APTALLIK MI?
09 Ağustos 2020
ŞAK DİYE…
12 Temmuz 2020
PARANLA REZİL OLMA DURUMU
06 Temmuz 2020
BANA HAK SİZE MÜSTEHAK
25 Haziran 2020
BİTMEYEN 48 SAAT
18 Haziran 2020
KOLTUĞUN HAKKINI VERMEK
05 Haziran 2020
BİR NESLİN BİTMEYEN ÇİLESİ?
03 Haziran 2020
SONUNU GETİREMEDİK
26 Mayıs 2020
MASKE AKSESUAR DEĞİL
24 Mayıs 2020
AYİNESİ İŞTİR KİŞİNİN LAFA DEĞİL ‘OY’A BAKILIR
14 Mayıs 2020
UNUTMA MALTEPE
10 Mayıs 2020
İKİ NOKTAYA DİKKAT
10 Mayıs 2020
HEYECANI KAYBETMEMEK GEREKLİ
06 Mayıs 2020
YETER Kİ İSTESİN İNSAN
29 Nisan 2020
BÖYLE VİRÜSTEN KORUNMAZ
21 Nisan 2020
GÖZLERİMİ KAPARIM MAAŞIMI ALIRIM
16 Nisan 2020
MUHTARLAR DA VİRÜSLERE KARŞI SAVUNMASIZ
12 Nisan 2020
APTALLIK, AÇGÖZLÜLÜK, KORKAKLIK, NANKÖRLÜK
24 Mart 2020
VİRÜSÜN GÖR DEDİĞİ
21 Mart 2020
SOSYAL BELEDİYECİLİK VE SEVGİ SÖYLEMİ
19 Mart 2020
HAYDİ MALTEPE BELEDİYESİ…
12 Mart 2020
MALTEPE BELEDİYESİ İYİ GÜN DOSTUMU?
06 Mart 2020
BİR ÜZÜNTÜ BİR SEVİNÇ
01 Mart 2020
BİRLEŞTİRİCİ BİR DEVLET DİLİ
18 Şubat 2020
MESELE TÜRBAN DEĞİL SORUMLULUK BİLİNCİ
02 Şubat 2020
'ETİ'K ENKAZ ALTINDA KALDI
16 Aralık 2019
ELİ İŞTE GÖZÜ OYNAŞTA
01 Aralık 2019
PUSUDA BEKLEMEK!
18 Kasım 2019
ÇÖZÜME DAİR Mİ ANIYA DAİR Mİ?
12 Kasım 2019
KAYBETTİK İNSANLIĞIMIZI
07 Kasım 2019
RUH BAŞKA BİR ŞEY
01 Kasım 2019
DÖN BABA DÖNELİM
29 Ekim 2019
BİRİ HARİÇ...
24 Ekim 2019
MALTEPE’NİN ‘KORKMAZ’I
16 Ekim 2019
ADALET VE GÜVEN
10 Ekim 2019
KOL KIRILIR YEN İÇİNDE KALIR
02 Ekim 2019
ÇEKMESENE KARDEŞİM
09 Eylül 2019
HAYIRLI OLSUN
08 Ağustos 2019
HAKLININ YANINDA OLMAK
05 Ağustos 2019
YAPTIM OLACAK
24 Temmuz 2019
SALLA Bİ MESAJ ORTAYA KARIŞIK OLSUN
18 Temmuz 2019
KOLTUK SALLANDI
02 Temmuz 2019
ÇALIŞTAYIM VAR!
25 Haziran 2019
HERKES KENDİ İŞİNİ YAPACAK
23 Mayıs 2019
GÜCÜN BÜYÜSÜ VE HATA
11 Mayıs 2019
Bir Cenaze İki Sonuç Vefa-Vefasızlık
04 Mayıs 2019
Bugünlerin Yarını da Var
22 Nisan 2019
Hükümet, bürokrasi ve vatandaş...
18 Nisan 2019
Ağustos Böceği İle Karınca
15 Nisan 2019
Yine Yeni Yeniden Maltepe Ekspres
15 Nisan 2019
Son Söz Seçmende
Haber Yazılımı