Yazı Detayı
01 Şubat 2022 - Salı 19:19
 
EKREM İMAMOĞLU
Ziya Gökalp Şahin
 
 

İstanbul Büyükşehir  Belediyesi’ne başkan adayı yapıldığında öğrendik bir çoğumuz adını… Daha önce Beylikdüzü Belediye Başkanlığı yapmış. Siyaset arenasına çok yakın bir tarihte dahil olmuş bir isimdi. Karadenizli muhafazakâr bir ailenin ferdi olarak CHP’nin adayı olarak karşımıza çıktı. Üstelik Muharrem İnce rüzgarının estiği bir dönemdi. Kıvrak zekâsı, kelimeleri etkili kullanmasıyla kısa zamanda partisinin tabanında değer gördü. Ön plana çıktı. Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesi sonrasında bilinilirliği katlanarak devam etti. Seçimi bir değil iki defa kazandı. Takdir edilecek ciddi bir farkla üstelik...

Birçok engele ve dünyanın pandemiyle birlikte yaşadığı ekonomik sorunların İstanbul’daki yansımalarına karşın çalışmaya, üretmeye çözümler aradı. Yurt dışından bulduğu krediler ile önceki dönemden kalan metro projelerini devam ettirmeye başladı. Yarım kalan kavşak ve yol düzenlemelerini devam ettirdi.

Çalışkan, şeffaf bir süreç yönettiğini her defasında ifade etti. İstanbul Meclisi’nde çoğunluk rakip partide olmasına rağmen mücadeleci yapısıyla her kesimden takdir kazandı.

İstanbul’u yönetmek idame ettirmek gezegenimizdeki birçok ülkenin yönetim ve idamesinden çok çok daha zor. Bugüne kadar baktığımızda ortaya konan sıra dışı bir şey olmasa da vasat bir grafikte söz konusu değil… Mevcudu koruyan, işleyişi sağlayan bir yönetim anlayışı ile başarılı sayılabilir. Hele de son 2 yılda yaşananları göz önüne alınca başarının olmadığını söylemek haksız yere karalamak olur.

İmamoğlu’nun hataları olabilir. Kimin yok ki? Ancak hatalarının yanı sıra yanlış yönlendirildiğini de düşünüyorum.

Hatırlarsınız 17 Ağustos 2019 ‘da İstanbul’da sağanak yağışlar nedeniyle çok ciddi sel ve su baskınları meydana gelmiş ve sokakta yaşayan bir kişi de hayatını kaybetmişti. Meteoroloji öncesinde defalarca uyardı. Önlemlerin alınması yönünde uyarılarda bulundu. Ancak İmamoğlu o tarihte ailesiyle Bodrum’da tatildeydi. Haberlerde nerede bu şehrin belediye başkanı diye bağıran esnafların görülmesinin ertesi günü o bağıran esnafların yanındaydı. Uçaktan inmiş doğrudan esnafların yanına gitmişti. Her türlü destek olacaklarını bunun bir afet olduğunu her hususta yardımcı olacaklarını açıklayarak esnafı sakinleştirmişti. Şehrin diğer noktalarında gerçekleşen olaylar hususunda ise hiçbir ziyaret gerçekleştirmeden tekrar akşam uçağıyla Bodrum’a tatile dönmüştü.

Aklıselim ile düşünüyorum. İstanbul gibi bir metropolün başkanı bir kişinin yaşamanı kaybettiği bu denli bir afet olayı sonrasında binlerce mağdur hemşerisine rağmen tatiline dönmesine çok şaşırmış ve ayıplamıştım.

Yine 24 Ocak 2020 ‘de Elazığ’dan acı haberi aldık. Yaşanan 6,8 şiddetindeki deprem sonrasında 41 Vatandaşımız yaşamını yitirmişti.

Ertesi gün İmamoğlu bir grup ekibiyle birlikte Elazığ’daydı. İstanbul Belediye Başkanı’nın bu elim olay sonrasında oraya desteğe gitmesi alkışlanacak bir davranıştı. Basına, İstanbul ‘un kalbi burada atıyor ve her türlü desteğe hazırız açıklaması ise dün gibi hafızamda… Haliyle kendi şehrinin başkanının başka bir şehrin yardımına koşması ve İstanbul’un kalbi burada diyerek duygularımıza tercüman olması birçok İstanbullu gibi beni de mutlu etmişti.

Yine o günü orada geçirdikten sonra ertesi gün Tunceli Belediye ziyareti yaptıktan sonra Erzurum’a kayak tatili yapan ailesinin yanına geçti.

Hala yıkılan binalardan çıkarılmaya çalışan insanlar varken, bini aşkın yaralı hastanelerde mücadele ederken İstanbul’un kalbi sizinle diyen belediye başkanımız Erzurum’da kayak tatiline geçmişti.

İstanbul’da yaşayan biri olarak belediye başkanının bu iki olayda da söylemleriyle yaptıklarının tezatlığını hala çözümlemiş değilim…

Geldik 24 Ocak 2022 tarihine …

Yine meteoroloji uyarı üstüne uyarı geçti… İstanbul’da mümkün olmadıkça dışarı çıkmayın. Toplu taşıma kullanın ikazları yapıldı. Gündüz çok ciddi etki görülmezken havanın kararmaya başlamasıyla etkisini arttıran tipi nedeniyle İstanbul’da birçok ana yol ilerlemez duruma geldi. İlçe merkezleri kilitlendi. Sokaklar bile çalışamaz hale geldi. İnsanlar iş yerlerinde mahsur kaldılar. Ulaşım durdu. Ünlü isimlerinde aralarında bulunduğu yüzlerce kişi sosyal medyadan yardım çağrısında bulundu. Yaşananların tavan yaptığı saatlerde ise İmamoğlu 25 Gün önceden randevulaştığı Britanya Büyükelçisi ile yemek için Sarıyer’deki balıkçı restoranına gidiyor. Üstelik kar küreme araçlarının olmayışından yakınan İstanbullu bu makinaları beklerken makine İmamoğlu’nun yemek yiyeceği güzergâhı 10 dakika da bir temizliyor. Sonrasında yapılan acıkmalarda 19 Saat çalıştı 1 Saat yemek hakkı değil mi gibi ifadeler sarf edildi. Lakin 19 Saatlik sürenin mola bölümünün en riskli ve İstanbullunun en ihtiyacı olduğu saatlere denk gelmesi ve 1 Saat denilen molanın 3 Saate yakın sürmesi ise diğer çarpıcı detaylar…

Tüm bunlar yaşanırken İBB Sözcüsü Murat Ongun’da tüm iletişim trafiğini yöneteceği İstanbul’da olması gerekirken, İsviçre’de Twitter üzerinden şikayetleri ileten her görüşten insana hakaret ederek trol olmakla suçluyor.

İstanbul’da kriz yaşanırken İmamoğlu Britanya Büyükelçisi ile 3 saatlik yemekte, İbb ve Başkanın sözcüsü ve iletişim sorumlusu ise İsviçre tatilinde…

Tüm bu olaylara ve olaylar karşısında sergilenen davranış ve tutumlara bakınca bile isteye bunları İmamoğlu’nun yapmayacağını düşünüyorum.

Tahminim o ki, yanlış yönlendiriliyor.

Neden İstanbul bu haldeyken Büyükelçi yemeği iptal edilmedi?

Büyükelçi ile Cumhurbaşkanı, Dışişleri Bakanı bile gerektiği hallerde 30-40 dakika konuşurken İbb Başkanı 3 Saate yakın ne görüşüyor?

Bu kadar elzem, gizli ve mühim olan konu nedir?

İmamoğlu’na ve şehrimiz için verdiği mücadeleye inanmak isterken zihnimin duvarlarına çarpan bu soruların karşılığı ne?

İmamoğlu bir yandan belediye başkanlığı yürütürken gelecek siyasi hayatı hususunda da hazırlık içine mi girdi? Bu düşünce ile baktığımda yabancı bağlantılar oluşturarak yurt dışında bir kamuoyu mu oluşturmak istiyor? Yabancı ülkelerin desteğini alarak hangi gelecek çabası içinde?

Bu soruları da belirtmeden edemeyeceğim.

İBB’de terör örgütü sempatizanı bir çok kişinin çalıştığının gündemi meşgul ettiği bu ortamda ısrarla böyle davranmasının öyle sanıyorum ki çok önemli bir karşılığı olmalı…

İmamoğlu’nun İstanbul için güzel işler yapacağı, siyaset denen kirli çukura mesafeli, şehrimiz için var gücüyle çalışacağı inancıyla özellikle mi yoksa yanlış yönlendirmeyle mi gerçekleşen bu hataların tekrarlanmaması ümidiyle diyorum.

Bundan başka İstanbul’umuz yok. Onu yöneten hangi görüşten olursa olsun yapılan güzel işleri her daim desteklemeli yanlışlarınsa ölçülü şekilde karşısında olmalıyız.

 
Etiketler: EKREM, İMAMOĞLU,
Yorumlar
Haber Yazılımı