Diva Saltanatı ve kibri , Seyirci Sabrı ARTIK BOŞ KOLTUK
.

Mehmet Talaslı KURUMSAL GELİŞİM MİMARI
-Bilet alırsın.
Yol gidersin.
Sıraya girersin.
Alkışlamak için, iki saat nefes almak için, binbir emekle kazandığın parayı verirsin.
Karşına çıkar.
Tahtına kurulur.
Eline mikrofonu alır.
Şarkı söyleyeceğine fırça çeker.
Ölünün körü der.
Siz saygıdan ne anlarsınız der.
Yetmez…
Ağzını bozar, dümdüz gider.
Neymiş?
Kapıda ambulans varmış.
İçeride beş doktor bekliyormuş.
Hasta hasta lütfedip sahneye çıkmışmış…
Bak sen.
Seyirci senin sağlık personelin mi?
Seyirci senin günah keçin mi?
Hastalık insani bir durumdur. Çıkamayacak durumdaysan konseri iptal edersin, evinde dinlenirsin.
Ama hem sahneye çıkıp kaşeni alacaksın…
Hem de karşında seni dinlemeye gelen insanı azarlayacaksın.
Bunun adı fedakarlık değildir.
Bunun adı sanatçı hassasiyeti hiç değildir.
Bunun adı, sadece ve sadece hadsizliktir.
Bizde tuhaf bir hastalık var.
Şöhret büyüdükçe nezaket küçülüyor.
Yıllar geçtikçe saygı buharlaşıyor.
Kabalık "dobralık", şımarıklık "diva tavrı", küfür "tarz" diye yutturuluyor.
Dokunulmaz sanıyorlar kendilerini.
Oysa hakikat çok basittir:
Sahnede oturanı "büyük" yapan kendi sesi değildir; o salonu dolduran insanların verdiği kıymettir.
Seyirci yoksa, unvanın boştur.
Seyirci yoksa, saltanatın çöptür.
Bu kibre verilecek en güzel cevap ne laf yetiştirmektir, ne tartışmaya girmektir.
Gitmezsin.
Biletini almazsın.
O koltukları bomboş bırakırsın.
Çünkü bu memlekette bazıları laftan anlamaz…
Ama o bomboş kalan koltukların sessizliğini ömrü boyunca unutamaz!