MARMARA’DA GÖNÜLLÜLÜĞÜN SIFIR NOKTASI
.

Ziya Gökalp
-İstanbul ve Marmara Bölgesi’nin bugün karşı karşıya olduğu en kritik sorun, kamuoyunda sıklıkla tartışıldığı gibi yalnızca yapı stoku, fay hatları ya da kentsel dönüşüm değildir.
Asıl ve daha tehlikeli problem henüz yapı stokları yenilenmemişken her an olabilecek bir afete karşı, arama kurtarma gönüllülüğünün 6 Şubat depremleri sonrasındaki ivmesini kaybederek fiilen sıfır noktasına gerilemiş olmasıdır.
Çok sayıda Afad Gönüllüsü İstanbul Afad Eğitim Şube tarafından eğitimlerden geçirildi. İstanbul Afad bu konuda gerçekten çok özverili ve planlı bir çalışma yürütmektedir. Eğitimler düzenlemekle kalmayıp yenileme dönemlerinde gönüllüleri davet ederek eğitimlerini güncellemek için çalışmalar yürütmektedir. Sadece bu mu? Tüm profesyonel olmak isteyen kurum ve kuruluşları da akreditasyona hazırlamakta yine bunun yanında çok sayıda projeyi de yürütmektedir.
Ancak işin başka bir yönü var… Kurum bu kadar iyi çalışırken gönüllülerimiz ne durumda gelin şöyle bir bakalım…
Bu durum, Türkiye için yeni bir tablo değildir.
1999 Marmara Depremi sonrasında da benzer bir döngü yaşanmıştır: Felaketin hemen ardından yükselen toplumsal refleks, gönüllü hareketler, kurulan arama kurtarma ekipleri ve dernekler; birkaç yıl içerisinde plansızlık, sürdürülemezlik ve kurumsallaşamama nedeniyle dağılmıştır.
6 Şubat 2023 depremleri sonrasında yaşanan süreç, bu döngünün neredeyse birebir tekrarından ibarettir.
Depremlerin ardından Türkiye genelinde çok sayıda arama kurtarma derneği kurulmuş, binlerce gönüllü bu yapılara katılmıştır. Ancak bugün gelinen noktada bu derneklerin önemli bir kısmı kapanmış, kalanların büyük bölümü ise sahada etkinlik gösteremeyen, eğitim ve operasyon kapasitesi sınırlı yapılara dönüşmüştür. Bunun nedenleri açıktır ve yapısaldır:
- Sürdürülebilirlik içermeyen kuruluş modelleri
- Uzun vadeli insan kaynağı ve lojistik planlarının yapılmaması
- Gönüllü bağlılığını koruyacak mekanizmaların oluşturulmaması
- Eğitim, tatbikat ve kapasite geliştirme projelerinin üretilememesi
- AFAD akreditasyon sürecinin gerektirdiği ekipman, personel ve organizasyonel kriterlere ulaşılamaması
Bu süreç gönüllüleri de sistematik biçimde sahadan koparmıştır. Onca insan, iyi niyetle başladığı bu yolda karşılık bulamayan bir çabanın içinde soğumuş, afet gönüllülüğünden uzaklaşmıştır.
Benzer bir kırılma, AFAD Destek Gönüllülüğü alanında da yaşanmaktadır. AFAD Online eğitimlerini tamamlayarak destek gönüllüsü olan ancak bu süreci sürekli bir gelişim alanı olarak görmeyen, yüz yüze eğitimlere, tatbikatlara ve yerel arama kurtarma kuruluş ve yapılanmalara dahil olmayan geniş bir kitle ortaya çıkmıştır. Oysa afet yönetimi literatürü son derece nettir:
Tatbikat yapılmayan bilgi unutulur, sahada denenmeyen refleks kaybolur.
Bu durum özellikle İstanbul gibi yüksek riskli bir kentte kabul edilemez bir zafiyettir.
Gelelim Maltepe’ye…
Geçtiğimiz günlerde Maltepe Kent Konseyi’nin bir programına konuşmacı olarak katıldım. Sahneyi Maltepe Belediyesi Afet İşleri Müdürü Kemal Bey ile paylaştım. Kendisi Maltepe’de 5 Bin Afad Gönüllüsü olduğunu ancak eğitimlere çalışmalara davet ettiklerinde yalnızca 5-6 kişinin geldiğinin altını çizdiler. Salonda bunu duyanlar şaşkınlıklarını gizleyemediler.
Maltepe tehlikenin tam ortasında …
Maltepe ilçesi, bilimsel raporlara göre Marmara Denizi’ndeki aktif faylara yakınlığı nedeniyle yüksek deprem riski taşıyan bölgelerden biridir. Yapı stokunun önemli bir kısmı 1999 depremi öncesinde inşa edilmiştir ve zemin özellikleri açısından ilçenin bazı mahalleleri sıvılaşma ve yüksek hasar riski taşımaktadır.
Olası büyük Marmara depremi senaryolarında Maltepe’de:
- Binlerce yapının ağır hasar alması
- On binlerce insanın barınma ihtiyacıyla karşı karşıya kalması
- İlk 72 saat içinde profesyonel ekiplerin her noktaya aynı anda ulaşamaması
Kesin bilgi olarak karşımızdadır.
Bu tablo, yerel ölçekte güçlü, eğitimli ve sürekli aktif gönüllü yapılar olmadan yönetilemez. Ancak bugün Maltepe’de ve genel olarak İstanbul’da afet gönüllülüğü, mahalle temelli bir organizasyon seviyesine ulaşamamıştır. Oysa çözüm nettir ve yıllardır dile getirilmektedir.
AFAD Destek Gönüllüleri, Valilik ve AFAD koordinasyonunda muhtarlar aracılığıyla kurulan Mahalle Afet Timlerine entegre edilmeli; mahalle afet ve acil durum planlarının aktif bir parçası haline getirilmelidir.
Belirli periyotlar ile Kaymakamlık bünyesinde gerçekleştirilen Afet toplantılarının yeterli bir seviyede olmadığı da aşikardır. Kaymakamlık, Belediye ve TAMP Planı kapsamında iş birliği içinde olan tüm kurumların çok daha etkin bir süreç yönetimine geçmesi ve daha fazla ne yapabiliriz düşüncesiyle hareket etmeleri artık bir mecburiyettir.
Muhtarlara da çok iş düşmektedir. Maalesef Maltepe’de hepimizin seçerek göreve getirdiği muhtarlar bu konuda bir aksiyon almamaktadır. Bazı muhtarlarımızı tenzih ederek büyük çoğunluğun bu konuda adım atmayı gereksiz iş yükü saydığını uzun zamandır gözlemliyorum. Yukarıda da bahsettiğim Konsey programında muhtarlara seslenerek mahallelerinizdeki her apartman ve site yöneticilerinin bulunduğu bir whatsapp grubu kurulması ve bina bina site site sokak sokak acil durum planlarının hayata geçmesi için hareket geçilmesi gerektiğini tekrar vurguladım. Ancak yine dikkate alacaklarını düşünmüyorum, umarım yanılırım.
Bu arada Mahalle Afet Timlerinde bir gönüllü olmak yerine daha ileri düzeyde sorumluluk almak isteyen gönüllüler ise, bölgelerinde faaliyet gösteren, akredite olmuş ve operasyonel kapasitesi kanıtlanmış profesyonel arama kurtarma sivil toplum kuruluşlarına dahil olabilirler.
Afet yönetimi bireysel kahramanlıklarla değil; kurumsal kapasite, disiplin ve süreklilikle yürütülür. Gönüllülük, duygusal bir refleks değil, teknik ve ciddi bir sorumluluktur.
Bugün İstanbul ve Marmara Bölgesi’nde yaşayan herkes için afet gönüllüsü olmak artık bir tercih değil; bilimsel gerçeklerin dayattığı bir zorunluluktur.
Ve unutulmamalıdır ki:
Tazelenmeyen bilgi, geçen zamana yenilir.
Hele ki bu bilgi hayat kurtarmaya dairse, bedeli insan hayatıdır.