14 Mart 2026 - Cumartesi
CAHİLLİĞİN ÖKSÜZ KALDIĞI GÜN…
.
Yazar - Mehmet Talaslı KURUMSAL GELİŞİM MİMARI
Okuma Süresi: 4 dk.

Mehmet Talaslı KURUMSAL GELİŞİM MİMARI
-
ELVEDA SANA
İLBER ORTAYLI HOCAM
Televizyonu açıyorsun...
Diploması şaibeli adamlar tarih anlatıyor.
İki satır Osmanlıca belge okuyamayanlar, imparatorluk çökertiyor.
Coğrafya fakiri sözde stratejistler, harita üzerinde ahkâm kesiyor.
Sonra bir adam çıkıyordu ekrana.
Gözlüğünün üstünden şöyle bir bakıyor, dudak büküyor...
"Çok cahilsin" diyordu.
İçimizin yağları eriyordu.
Dün, 13 Mart 2026...
O adam, 78 yaşında bıktı usandı bu cehaletten.
Çekti gitti.
Öyle gökten zembille inmemişti İlber Ortaylı.
Kökü sağlamdı.
1947... Müttefik işgali altındaki Avusturya’nın Bregenz şehri.
Mülteci bir Kırım Tatarı ailenin bebeği olarak açtı gözlerini.
Anne Şefika Hanım, öyle sıradan biri değildi. Çarların prenslik verdiği asilzade Şirinski ailesindendi. Stalingrad'da Rus Dili okumuş, Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya'nın efsanesi olmuştu.
Baba Kemal Bey, uçak mühendisiydi ama Kırım tarihini Türkçeye kazandıran bir aydındı.
Evlerinde öyle boş muhabbet olmazdı.
İki yaşında geldiği Türkiye'de; İstanbul Avusturya Lisesi'nden, Ankara Atatürk Lisesi'ne, oradan da Mülkiye'ye uzanan bir yürüyüştü onunki.
Chicago'da Halil İnalcık’ın tezgahından geçti.
Sonra...
Viyana, Berlin, Paris, Oxford, Cambridge, Moskova, Roma...
Gidip de o koca Avrupalı profesörleri ilmiyle dövmediği üniversite kalmadı.
Topkapı Sarayı, onun müdürlüğünde asaletini hatırladı.
Bizim ekran bülbülleri "İngilizce anlıyorum ama konuşamıyorum" diye kıvranırken...
O; Türkçe, Almanca, Rusça, Fransızca, İngilizce, İtalyanca ve Farsça'yı ana dili gibi konuşurdu.
Bununla da yetinmez; Osmanlıca, Kırım Tatarca, Arapça, Slovakça, Romence, Sırpça, Hırvatça, Boşnakça ve Latince arşiv belgelerini şakır şakır çevirir, İbranice ve Antik Yunanca ile cila yapardı.
Yürüyen bir kütüphaneydi.
İmparatorluğun son hafızasıydı.
Ama bir de o ekranda kükreyen, cehalete fırça atan devin...
Kameralar kapandığında sığındığı, o ince, o zarif özel hayatı vardı.
1981 yılıydı.
Mersin eski senatörü, tıp akademisi mezunu Dr. Talip Özdolay’ın kızı Ayşe Özdolay ile hayatını birleştirdi.
Bugün 75 yaşında olan Ayşe Hanım, sosyal bilimler eğitimi almış, öğretmenlik yapmış, asil bir Cumhuriyet kadınıydı.
18 yıl sürdü bu evlilik.
1999'da ayrıldılar.
Ama bugünün o seviyesiz, o çirkin boşanmaları gibi değil... Asaletlerine yakışır şekilde, anlaşarak.
Düşman olmadılar. Hayatının sonuna kadar Ayşe Hanım'dan hep büyük bir saygı ve hürmetle bahsetti, o dostane bağı hiç koparmadı.
Çünkü cahil değillerdi.
Bu zarif evliliğin en güzel meyvesi, 1982'de doğan kızları Tuna oldu.
Babası "Çok okuyun" derdi ya... Tuna Ortaylı Kazıcı da babasının izinden gitti, Bilkent Üniversitesi Siyaset Bilimi'ni bitirdi, kültürel miras üzerine o büyük soyadının hakkını veren işlere imza attı.
Ve torunlar...
Dünyanın dört bir yanında salonları titreten o huysuz profesörü, anında pamuk şekerine çeviren iki küçük can.
Kendi tabiriyle hayattaki "en büyük neşesi" idiler...
Şimdi arkasından methiyeler dizecekler.
Hayatında bir tane İlber Ortaylı kitabı okumamış tipler, sosyal medyada siyah beyaz fotoğrafını paylaşıp entelektüel pozları kesecek.
Eminim, yukarıdan bir yerden bakıyordur şu an bize.
O meşhur tahammülsüz yüz ifadesiyle...
"Ne kadar cahil bir cenaze cemaati" diyordur kesin.
Güle güle büyük hoca.
Biz yedi dilde ve daha bilmem kaç dilde öksüz kaldık...
Sen nihayet cehaletten kurtuldun.
Sayın Hocam…
Ruhuna
EL FATİHA
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları