29 Ocak 2026 - Perşembe

YUT DİYE DEĞİL TUT DİYE...

.

Yazar - Mehmet Talaslı KURUMSAL GELİŞİM MİMARI
Okuma Süresi: 4 dk.
Mehmet Talaslı  KURUMSAL GELİŞİM MİMARI

Mehmet Talaslı KURUMSAL GELİŞİM MİMARI

-
Takip EtGoogle News

 

Ekranları açıyoruz.
Hükümet Yetkilileri çıkıyor karşımıza.
Yüzlerinde güller açıyor.
"Emekli maaşlarını tıkır tıkır yatırdık" diye anlatıyorlar.
"Bayram ikramiyesini gününde ödedik" diye tebrik bekliyorlar.
Sanki lütuf.
Sanki cep harçlığı dağıtıyorlar.
Halbuki o para,  Sana verilen emanet parası.
Biz o paraları, bizi yönetenlere "Alın bunu yutun" (başka yerlerde fonlarda) diye vermedik.
"Tutun" diye verdik.
"Biz harcamayalım, siz bizim adımıza çalıştırın, değerlendirin" diye emanet ettik.
Peki, emanet ne oldu?
Matematiğe sorduk, hesap makinesi utandı.
Yetkililer utanmadı.
ÖĞRETMENİM, CANIM BENİM...
Bir öğretmen düşünün.
Dile kolay, 30 yıl.
Ömrünü okul koridorlarında tüketmiş, tebeşir tozu yutmuş.
Yıllarca maaşından tıkır tıkır kesinti yapılmış.
Hükümet edenler, "Sen işletemezsin öğretmenim, ver ben senin adına biriktireyim" demiş.
Bugün Yetkililer Ona Ne Veriyor?
30 yılın sonunda bağlanan maaş: 45 Bin Lira.
Eline tutuşturulan ikramiye: 1.5 Milyon Lira.
Bununla büyükşehirde kümes bile alamazsın.
Güle güle harca hocam!
Peki O Para Doğru İşletilseydi?
Eğer o öğretmenimiz, o kesilen primlerini "dağıtım havuzuna" değil de...
Amerikan borsasındaki standart bir emeklilik fonuna yatırsaydı...
30 yılın o muazzam bileşik getirisiyle bugün hesabında ne olacaktı?
Sıkı durun.
Tam 20 Milyon Lira nakit parası olacaktı.
Yanlış okumadınız.
20 Milyon.
"Ben bu parayı yiyeceğim, dünya turuna çıkacağım" deseydi...
25 yıl boyunca her ay 150 Bin Lira maaş alacaktı.
Sistem öğretmene 45 bin verip "Buna şükret" diyor.
Matematik ise "Senin hakkın 150 bin lira" diye bağırıyor.
Aradaki fark nerede?
Doğru Yönetilemedi, eridi gitti.
İŞÇİ KARDEŞİM, ALIN TERİM...
Gelelim gariban işçiye.
Sanayide, tezgahta, inşaatta çalışmış.
25 yıl boyunca ter dökmüş.
Ondan da tıkır tıkır kesmişsiniz.
İşveren payı, işçi payı derken dünyanın parasını toplamışsınız.
Bugün Yetkililer Ona Ne Veriyor?
Müjde diye duyurdukları rakam: 20 Bin Lira.
Açlık sınırının hallicesi.
"Kiranı öde, geri kalanıyla da hayal kur" parası.
Peki O Para Doğru İşletilseydi?
O işçi kardeşimin adına yatan primler, doğru düzgün bir fon yönetiminde, küresel piyasalarda değerlendirilseydi...
Bugün o işçinin hesabında ne olacaktı?
Tam 11 Milyon Lira nakit parası olacaktı.
"Ben anaparayı yemem, faizini yerim" deseydi...
Hiç çalışmadan, parasına dokunmadan ayda 35 Bin Lira alacaktı. (Bakın bugünkü maaştan %75 fazla).
Yok "Ben parayı yiyeceğim, ölümlü dünya" deseydi...
Her ay 90 Bin Lira maaş çekecekti.
İşçiye reva görülen: 20 Bin.
İşçinin matematiksel hakkı: 90 Bin.
SADEDE GELELİM 
Tablo ortada güzel kardeşim.
Öğretmenin 20 Milyonluk potansiyelini iyi yönetemediler, eline 45 bin lira harçlık verdiler.
İşçinin 11 Milyonluk birikimini erittiler, eline 20 bin lira sus payı verdiler.
Aradaki uçurumu görüyor musunuz?
Biri öğretmeni, işçiyi ay sonunu getirme derdine düşürüyor.
Diğeri "Senin hakkın milyoner olmak, krallar gibi yaşamak" diyor.
Sonra yetkililer çıkıp "Zamanında ödedik" diye gururlanıyor.
Vatandaşın servet potansiyelini buharlaştırıp, kırıntısını verince alkış bekliyorlar.
EY Efendiler!
Yöneticilik, emanet edilen parayı çoğaltma sanatıdır.
Siz var olanı koruyamadınız. İyi yönetemediniz. Doğru şekilde değerlendiremediniz 

O para lütuf değil, alın teridir.
Şükür edeceksek Allah'a ederiz.
Size ise ancak, 
bu matematiği bu hale getirdiğiniz için teessüf ederiz!

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.