01 Mayıs 2026 - Cuma

TEDBİR YETMEZ CAYDIRICILIK OLMALI

.

Yazar - Cengiz Doğan STRATEJİK ANALİZ
Okuma Süresi: 5 dk.
Cengiz Doğan STRATEJİK ANALİZ

Cengiz Doğan STRATEJİK ANALİZ

-
Takip EtGoogle News

 

Toplum olarak acıyı çok hızlı tüketiyoruz. Gündem değişiyor, hayat devam ediyor ve ne yazık ki yaşananlardan kalıcı dersler çıkarmakta zorlanıyoruz. Oysa bazı olaylar var ki sadece birkaç gün konuşulup unutulacak türden değil. Siverek’teki okul saldırısının ardından Kahramanmaraş’ta yaşanan ve 8 öğrencimiz ile bir öğretmenimizi kaybettiğimiz ikinci saldırı, bu konunun ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. İki saldırının peş peşe gelmesi, okullarımızdaki güvenlik zafiyetini tartışmasız biçimde gündemin en üst sıralarına taşıdı.

Bu gelişmeler üzerine İçişleri Bakanlığı’nın 81 ile gönderdiği genelgeyle okul önlerinde polis bulundurulmasının zorunlu hale getirileceği açıklandı. İlk bakışta bu tür önlemler kamuoyuna “nihayet bir şeyler yapılıyor” hissi verebilir. Ancak sahadaki gerçekler, bu adımların tek başına yeterli olmadığını açıkça gösteriyor. Nitekim daha birkaç gün önce yaşanan bir olayda, bir velinin okulu basarak hem bir öğrenciye hem de başka bir veliye şiddet uygulaması, meselenin yalnızca “okul kapısında polis bulunması” ile çözülemeyeceğini ortaya koydu.

Burada artık daha dürüst ve daha kapsamlı bir değerlendirme yapma zamanı. Şapkamızı önümüze koymalıyız. Okullarda güvenlik, sembolik tedbirlerle sağlanamaz. Kapıya bir güvenlik görevlisi koyarak, hele ki bu görevi çoğu zaman yetki ve donanım açısından sınırlı kişilere bırakarak bu sorunu çözmek mümkün değil.

Daha sistematik, daha caydırıcı ve sürekliliği olan önlemler gerekiyor. Örneğin geçmişte uygulanan okul içi denetim mekanizmalarının günümüz koşullarına uyarlanarak yeniden hayata geçirilmesi önemli bir adım olabilir. Okul önlerinde görev yapacak polislerin yalnızca dışarıda beklemesi değil, belirli periyotlarla okul içinde de aktif rol alması sağlanmalı. Bu, hem caydırıcılığı artırır hem de olası risklerin erken tespitine katkı sunar.

Bununla birlikte eğitim sistemine güvenlik bilinci kazandıracak yeni bir yaklaşım eklenmeli. Geçmişteki Milli Güvenlik derslerinin benzeri, ancak çağın ihtiyaçlarına uygun şekilde “Emniyet ve Güvenlik” başlığı altında bir ders müfredata dahil edilebilir. Bu derslerin teorik anlatımla sınırlı kalmayıp, sahada görev yapan güvenlik güçleri tarafından verilmesi öğrenciler açısından çok daha etkili olacaktır. Böylece öğrenciler sadece kuralları öğrenmekle kalmaz, aynı zamanda güvenlik kültürünü de içselleştirir.

Aynı polisler sabah okula girişlerde rastgele öğrencilerin çantasını kontrol etmeli ve üst aramasını yapmalı. Yine herhangi bir saatte daha önceden belirlenmeyen herhangi bir sınıfa girerek öğrenci üst araması ve çanta araması gerçekleştirilmeli. Elbette bu tür uygulamalar hassasiyetle, öğrencinin psikolojisi ve hakları gözetilerek yapılmalıdır. Ancak tamamen denetimsiz bir ortamın, kötü niyetli davranışlara zemin hazırladığı da bir gerçek. Caydırıcılık dediğimiz şey, biraz da “her an denetlenebilirim” hissiyle oluşur. Bu bilinç, birçok olumsuz davranışın daha ortaya çıkmadan engellenmesini sağlar.

Tüm bunlar konuşulurken sıkça dile getirilen bir başka görüş de var: “Aileler çocuklarını düzgün yetiştirse bunlara gerek kalmaz.” Teorik olarak son derece doğru bir tespit. Ancak pratikte, yani saha gerçekliğinde bunun tek başına yeterli olmadığını görüyoruz. Her aile aynı bilinçte, aynı imkânda ya da aynı sorumluluk düzeyinde değil. Dolayısıyla sorumluluğu sadece aileye yüklemek, sorunu çözmek yerine görmezden gelmek anlamına gelir.

Okul güvenliği çok boyutlu bir meseledir ve tek bir önlemle çözülemez. Fiziki güvenlik, eğitim, denetim ve toplumsal bilinç birlikte ele alınmalıdır. Devletin daha etkin, okul yönetimlerinin daha sorumlu, ailelerin daha bilinçli ve toplumun daha duyarlı olması gerekiyor. Aksi halde her yeni olaydan sonra aynı cümleleri kurmaya, aynı acıları yaşamaya ve en kötüsü hiçbir şey değişmemiş gibi hayatımıza devam etmeye mahkûm oluruz.

 

#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları