03 Nisan 2026 - Cuma
DEMOKRASİYİ ABARTMAK
.
Yazar - Cengiz Doğan STRATEJİK ANALİZ
Okuma Süresi: 4 dk.

Cengiz Doğan STRATEJİK ANALİZ
-
Okullarda demokrasi bize ‘halkın kendi kendini yönetmesi’ olarak anlatıldı. Tanım olarak aslında çok güzel. Halk olarak alınan kararların bedelini ben ödeyeceksem seçimini de benim yapmam lazım. Ancak biz olayı biraz abartmışız gibi görünüyor. Bugün mevcutta Türkiye’de 180’den fazla siyasi parti bulunuyor. Sokağa çıkıp sorun halkın çoğunun en az 170’tanesinden haberi yok.
Çok partili hayata geçtiğimiz 1946’dan bugüne toplam siyasi parti sayısı ise 300’den fazla. Bir dönem TV’lerde Afrika ülkelerinde sıkça askeri darbe haberlerini izlerdik. O dönem o ülkeler için ‘Sabah erken kalkan darbe yapıyor’ söylemini kullanırdık. Siyasi arenada bizde de durum ne yazık ki böyle.
Parti içinde beklentileri olan ancak beklediği makama koltuğa kavuşamayan önce küskünleri oynuyor sonra partisinden istifa edip yeni bir parti kuruyor. O parti içindeki yeni isimler bir müddet sonra aynısını yapıyor. AK Parti içinde Dışişleri Bakanlığı ve Başbakanlık yapan Ahmet Davutoğlu, Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’la ters düşünce istifa edip Gelecek Partisini kurdu. AK Parti’de bakanlık yapan bir başka isim Ali Babacan DEVA Partisi’ni kurdu.
CHP’den ihraç edilen Öztürk Yılmaz Yeni Yol Partisini kurdu. Bir dönem CHP’nin en ateşli isimler inden olan ve partisi tarafından Cumhurbaşkanı adayı gösterilen Muharrem İnce, Kılıçdaroğlu’na kızdı Memleket Partisi’ni kurdu.
İYİ Parti MHP’den ayrılan Akşener tarafından kuruldu. İYİ Parti içinde yer alan Ümit Özdağ, Akşener’le ters düşünce Zafer Partisi’ni kurdu. İYİ Parti içinde yer alan Yavuz Ağıralioğlu ayrıldı ve Anahtar Parti’yi kurdu.
Necmettin Erbakan tarafından kurulan ve çeşitli dönemler kapatıldıktan sonra en son Refah Partisi adıyla bugün hala varlığını sürdüren Refah Partisi’nden kopan oğlu Fatih Erbakan Yeniden Refah Partisi’ni kurdu.
Bunlar tabiri caizze gövdeden ayrılıp yeniden filizlenmeye çalışan partiler. Bir de tabela partileri var. Adını sanını hiç duymadığımız ara sıra açıklama yapan ancak ne yerel ne de genel seçimlere katılmayan ortada parti lideri diye dolaşanlar var.
Türkiye adeta siyasi parti çöplüğü gibi. Kapatılanlar, kapatılıp yerine başka isimle açılanlar…
İlk sözüm; partilerinden ayrılıp yeni parti kuranlara; siz daha parti içinde mücadele etmeyi başaramazken, ülke yönetmeye talip olup dünyanın yaşadığı bu dönemde ülkeyi nasıl bir mücadele içine sokmayı düşünüyorsunuz. Orada da bir şey aklınıza yatmayınca ABD Başkanı Donald Trump gibi ‘Küstüm NATO’dan çıkıyorum’ mu diyeceksiniz, yeni bir NATO’cuk mu kuracaksınız? Ya da İslam Birliği Teşkilatından ayrılıp ‘Yeniden İslam Birliği adı altında bir oluşum içine mi gireceksiniz… Seçimlerde barajı geçme ihtimaliniz bile yokken birilerinin size “Genel Başkanım” demesiyle egonuzu mu tatmin edeceksiniz?
İkincisi tabela partilerine… Sizi anlamak hiç mümkün değil. Kanarya Sevenler Derneği’nin bile sizden daha fazla üyesi varken, sadece bir tabela ile siyasi parti olduğunuzu mu zannediyorsunuz… Bu neyin kafası.
Siyasi Partilerin kurulması ile ilgili bir şart getirilmeli. Kurulduktan iki yıl sonra belli bir üye sayısına ulaşamayan, 81 il ve ilçelerinde teşkilatlanmasını tamamlayamayıp seçimlere katılma yeterliliği gösteremeyen partiler siyasi arenadan temizlenmeli.
Madem demokrasi halkın kendi kendini yönetmesi, madem demokrasi çoğunluğun sözünün hakim olması o zaman sizinle aynı fikri paylaşan yoksa ya da paylaşanları örgütleyemiyorsanız boşuna gündemi meşgul etmenin anlamı yok.
Demokrasiyi abartmayalım. Demokrasi kartvizit bastırıp üzerine ‘Genel Başkan’ yazdırmak değildir.
Yorumlar (0)
Tüm Yazıları