MATEMATİĞİN ÇÖZEMEDİĞİ TEK DENKLEM: TÜRK
.

Mehmet Talaslı KURUMSAL GELİŞİM MİMARI
-Alman’a iş ver, sana "kılavuz" sorar.
İngiliz’e iş ver, gider "komite" kurar.
Fransız’a iş ver, oturur "bürokrasi" yaratır.
Japon’a iş ver, "plan" yapmadan adım atmaz.
Peki Türk’e iş ver?
Ne kılavuz dinler.
Ne komite bekler.
Ne plana uyar.
Bakar, tartar, "Ya Allah" der, girer!
Dünya, hayatı bir satranç tahtası sanır.
Hamleleri hesaplar.
A planı yapar, B planı yapar, olmadı C planı yapar.
Ama Türk’ü hesaplayamaz.
Çünkü Türk, o satranç tahtasındaki "vezir" değildir.
Türk, o masayı deviren eldir!
Batı’nın süper bilgisayarları, yapay zekaları, strateji uzmanları her şeyi hesaplar.
Ekonomiyi hesaplar.
Siyaseti hesaplar.
Savaşı hesaplar.
Ama bir şeyi denkleme koyamazlar:
Türk’ün "refleksini".
Bizi "bittik" zannettikleri anları hatırlayın.
Çanakkale’de "Gömüldüler" dediler.
Toprağın altından fışkırdık.
Sevr’de "İmzayı attırdık, tabuta koyduk" dediler.
Tabutu kırdık, Cumhuriyet’i kurduk.
Bakıyorsun Avrupa’ya...
Doğalgaz vanası iki gün kısılsa, medeniyetleri çöküyor.
Markette tuvalet kağıdı bitse, birbirlerini yiyorlar.
Panikliyorlar.
Kilitleniyorlar.
Biz?
Biz kaosun efendisiyiz efendi!
Bizim genetiğimiz "zorluk" görünce korkmaz, tam tersine "devreye girer."
Rahat zamanın adamı değiliz biz.
Zor zamanın, dar zamanın, imkansız zamanın efsanesiyiz.
Bizi bir kaba koymaya çalıştılar, sığmadık.
Sınırlara hapsetmeye çalıştılar, taştık.
Tarih boyunca üzerimize ne planlar yaptılar...
Haritaları masaya serip, ellerine cetveli alıp "Şurası bizim, şurası sizin" dediler.
Biz o cetveli aldık, kırdık, kendi haritamızı kanımızla çizdik.
Çünkü onların planı varsa...
Türk’ün de "bozma" huyu var.
Oyun kurmak maharet ister ama, kurulmuş oyunu bozmak "karakter" ister.
İşte o karakter bizde var.
"Öldü" diyorlar.
Nabız yok diyorlar.
Fişi çektik diyorlar.
Tam arkalarını dönüp giderken...
Bir bakıyorlar ki Türk ayağa kalkmış, atına binmiş, çoktan yola çıkmış!
Bu bir mucize değil.
Bu bir şans değil.
Bu Zümrüdüanka efsanesi falan da değil.
Bu, binlerce yıllık bir hayatta kalma kodudur.
Bu, Mete Han’dan bugüne, genlerimize işlenmiş o "teşkilatçı" ruhtur.
Üç Alman bir araya gelse "kural" koyar.
Üç İtalyan bir araya gelse "moda" yapar.
Üç Türk bir araya gelse...
Önce duruma bakar.
Sonra birbirine bakar.
Ve o an karar verilir:
"Burada devlet biziz!"
Dünya istediği kadar plan yapsın.
İstedikleri kadar "bitti" desinler.
Bilmedikleri bir şey var.
Türk, bitti demeden bitmez.
Küllerinden doğmak bizim işimiz değil, bizim hobimiz.
Korkma.
Titre.
Ve kendine gel.
O kudret, o plan bozan zeka, o şaha kalkan irade...
Damarlarındaki asil kanda, 7/24 nöbette!