31 Ağustos 2026 - Pazartesi

SUYA SABUNA DOKUNMADAN SİYASET...

.

Yazar - Cengiz Doğan STRATEJİK ANALİZ
Okuma Süresi: 5 dk.
Cengiz Doğan STRATEJİK ANALİZ

Cengiz Doğan STRATEJİK ANALİZ

-
Takip EtGoogle News
Siyasette bazı dönemler vardır; herkesin gerçek pozisyonunu göstermesi gerekir. Çünkü fırtına çıktığında gemide kimin kaptan, kimin yolcu, kimin de ilk fırsatta başka bir gemiye geçmek için can yeleğini hazırda tuttuğu ortaya çıkar. Bizde güzel bir deyim vardır: “Suya sabuna dokunmamak…” Ne şiş yansın ne kebap… Kimseyle kötü olmayalım, herkesle iyi geçinelim… Normal zamanlarda bu tavır belki bir tercih olabilir. Ancak siyasetin böylesine sert ayrışmalar yaşadığı dönemlerde “herkesle iyi geçinme” siyaseti, çoğu zaman tarafsızlık değil, pozisyon almaktan kaçınma olarak okunur. CHP’de yaşanan son gelişmeler bunun en açık örneklerinden biri. Mutlak butlan tartışmasıyla başlayan, parti içindeki ayrışmalarla devam eden ve ardından yeni bir siyasi yapılanmanın ortaya çıkmasıyla farklı bir boyuta taşınan süreçte artık dünün siyasi arkadaşlıkları aynı anlamı taşımıyor. Düne kadar aynı safta duranlar bugün farklı siyasi yapılarda. Aynı örgütte görev yapanlar bugün birbirlerini eleştiriyor. Birlikte yol yürüyenler bugün farklı yolların yolcusu. Hal böyleyken herkesin kendi siyasi pozisyonunu ortaya koyması gerekiyor. İşte tam da bu noktada Maltepe Belediye Başkanı Esin Köymen’in tavrı tartışma konusu. Köymen, CHP’den istifa etmeyen ve CHP çatısı altında siyasetini sürdüren isimlerden biri. Ancak diğer taraftan, CHP’den ayrılarak yeni siyasi oluşum içerisinde yer alan isimlerle yan yana gelmekten, birlikte görünmekten de herhangi bir rahatsızlık duymuyor. Elbette burada şu soru sorulabilir: “Bunda ne var?” Dün birlikte siyaset yapan insanların bugün de birbirleriyle görüşmesi, bir araya gelmesi elbette hayatın olağan akışı içerisinde değerlendirilebilir. Ancak mesele artık sadece kişisel dostluk meselesi değil. Siyasette görüntünün de bir anlamı var. Özellikle de aynı siyasi hareket içerisinde ciddi bir ayrışma yaşanıyorsa… Bugün yaşanan tablo biraz da kardeşler arasındaki miras kavgasına benziyor. Düne kadar aynı sofrada oturanlar, bugün aynı masanın kime ait olduğunu tartışıyor. Böyle bir ortamda bir tarafın yanında görünürken diğer tarafla da hiçbir şey olmamış gibi ilişki sürdürmek, ister istemez soru işaretlerine neden oluyor. Üstelik bu yalnızca Esin Köymen’e özgü bir durum da değil. Siyasetin her döneminde rüzgârın yönüne göre pozisyon alanlar vardır. Bugün bir yapıyla yan yana gelir, yarın başka bir yapıyla… Bir taraf güçlüyse onunla fotoğraf verir, dengeler değişirse başka bir kapıyı çalar. Siyaset elbette uzlaşma sanatıdır. Farklı insanlarla konuşmak, farklı kesimlerle iletişim kurmak siyasetin doğasında vardır. Fakat uzlaşmak başka, pozisyonsuz kalmak başka şeydir. Bugün CHP’de kalıyorsanız, CHP’de olduğunuzu açıkça ortaya koymanız gerekir. Yeni siyasi oluşuma yakınsanız, bunun da siyasi bir karşılığı vardır. İki tarafla da iyi geçinmeye çalışarak fırtınanın dinmesini beklemek ise kısa vadede konforlu görünse de uzun vadede güven kaybına yol açabilir. Çünkü siyasetçinin en önemli sermayesi sadece oy değil, güvendir. İnsanlar sizin nerede durduğunuzu bilmek ister. Her fotoğrafa farklı anlam yüklemek zorunda kalmak istemez. Siyasi mücadele bu kadar sertleşmişken “Ben herkesle konuşurum, herkesle yan yana gelirim, zaman ne gösterirse ona göre bakarız” anlayışı siyaseten anlaşılabilir olabilir ama etik açıdan ciddi biçimde tartışılır. Burada Esin Köymen üzerinden yapılan eleştirinin daha geniş bir tarafı var. CHP’de yaşanan ayrışmanın ardından ortaya çıkan yeni tabloda, yalnızca Maltepe’de değil, siyasetin farklı noktalarında benzer bir tavır görüyoruz. Birileri ayrılıyor. Birileri kalıyor. Birileri yeni oluşumun içinde yer alıyor. Birileri ise iki tarafa da mesafesini koruyarak gelişmeleri izliyor. Ve galiba en çok da üçüncü grup dikkat çekiyor. Çünkü siyaset, özellikle böyle kırılma dönemlerinde, “bekle ve gör” oyunu oynayanları da hafızasına kaydeder. Bugün suya sabuna dokunmadan yürümek kolay olabilir. Ama yarın suyun da sabunun da hesabı sorulabilir. Siyasetçinin görevi herkesi memnun etmek değil, gerektiğinde bedel ödemeyi göze alarak nerede durduğunu gösterebilmektir. Çünkü fırtına dindiğinde herkes yeniden dost olabilir. Ama fırtına sırasında kimin nerede durduğu unutulmaz. O yüzden bugün asıl ihtiyaç duyulan şey, suya sabuna dokunmamak değil… Elini taşın altına koyabilmek. Ve gerektiğinde açıkça söyleyebilmek: “Ben buradayım.” Siyasette bazen en zor şey, bir tarafı seçmek değil; seçtiğin tarafın arkasında durabilmektir.
#
Yorumlar (0)
Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tüm Yazıları